Anasayfa

Şifaiye Medresesi, Selçuklu Dönemi’nde hastaların tedavi edildiği ve aynı zamanda tıp tahsilinin de yapıldığı en önemli medreselerden biridir. Günümüze ulaşabilen bölümü, Anadolu’nun en büyük şifahanesidir. 1217/18 yıllarında I. İzzeddin Keykavus tarafından yaptırılmıştır. Görkemli taç kapıdan, dört eyvanlı, revaklı avluya girilir. Taç kapıda güneş ve ay sembolleri, ana eyvanda ise kadın ve erkek başı biçiminde rölyefler yer alır. 1220’de I. İzzetttin Keykâvus’un buraya gömülmesiyle birlikte güney eyvanı türbeye dönüştürülmüştür.

Kaynak: Sivas İl Kültür ve Turizm Müdürlüğü

Sivrialan Köyü’nde bulunan Halk Ozanı Âşık Veysel Şatıroğlu‘nun evi Kültür Bakanlığı tarafından 1979 yılında kamulaştırılmış ve 1982 yılında müze olarak ziyarete açılmıştır. Müzede Âşık Veysel’in kişisel eşyaları, fotoğrafları, şiirleri ve onunla ilgili yayınlanan eserler sergilenmektedir. Âşık Veysel’in anısını yaşatmak için her yıl 9-11 Temmuz tarihleri arasında Sivas’ta ve Şarkışla-Sivrialan Köyü’nde anma törenlerinin yanı sıra “Âşık Veysel Âşıklar Bayramı” adı altında festival düzenlenmektedir.

Kaynak: Sivas İl Kültür ve Turizm Müdürlüğü

Gökpınar Gölü tabii güzelliği bakımından Gürün’ün olduğu kadar ülkemizin de nadide yerlerinden biridir. İlçe merkezine 10 kilometre uzaklıktadır. Suyu tatlı, berrak ve temizdir. Öyle ki bazı kısımların derinliği 17-20 metreyi bulduğu halde içine atılan küçük bir cismin tabana kadar çöküşü ve tabandaki duruşu, net olarak izlenebilmektedir. Gölün diğer bir özelliği, güneşin açısına göre ton değiştirmesidir. Gölün rengi mavi-gök renginden olduğu için bu ad verilmiştir. Yaslandığı kayaların dibinden ve yer yer tabandan kaynayan göl, iki parçadan oluşmaktadır. Küçük Göl adı verilen gölden çıkan suda alabalık üretimi yapılmaktadır. Büyük Göl ise turistik amaçlarla ziyaret edilen bir konumdadır.

Halk arasında Gökpınar’ın oluşumu ile ilgili olarak iki efsane anlatılmaktadır. Birincisine göre, “Bir çoban sürüsüyle birlikte gölün bulunduğu arazide dinlenirken rüyasında kendisine ‘Koyunların ile birlikte buradan uzaklaş, alttan su kaynayacak’ denir. Çoban uyandığı zaman aceleyle sürüyü alır ve karşı yamaca geçer. Gerçekten de bir süre sonra su kaynamaya başlar ve Gökpınar oluşur. İkincisine göre ise, “Çoban ve sürüsü şiddetli susuzluk çekmektedir. Oraya yakın bir çevrede su kaynağı yoktur. Çoban çaresiz bir şekilde ‘Ya Rabbi su’ diye inler ve elindeki asasını yere vurur. Bir süre sonra asanın değdiği yerden su kaynamaya başlar. Çoban ve koyunlar kana kana sularını içerler. Çıkan bu su, orada bir göl halini alır.” Gölün suyu berrak ve gök mavisi olduğu için yöre halkı göle “Gökpınar” ismini verir.

Rafting sporu ile ilgilenen insanlar için görülmeye değer bir yerdir. Gökpınar Gölü’nün alanı 3 bin metrekaredir. Doğal bir akvaryum görünümündedir. Suyu çok tatlı ve soğuktur.

Eski dönemlerde Bağdat (İpek) Yolu’nun üzerindeki Eğri Köprü, yakın zamana kadar Sivas-Malatya yolu ve Güneydoğu Anadolu’nun ulaşımını sağlamıştır. Selçuklu yapısı olan köprü 173 metre uzunluğundadır. Biri 12, öteki 6 olmak üzere iki bölümden oluşmaktadır. Köprü batı yönünde düz bir şekilde devam ederken orta kısımlarda kuzeye doğru eğik olarak kesme taştan inşa edilmiştir.

Kaynak: Sivas İl Kültür ve Turizm Müdürlüğü

Beden duvarlarında bulunan demir bağlantılara kurşun dökülerek inşa edildiği için Kurşunlu Hamam adı verilen yapı, 1576 yılında Behram Paşa tarafından kesme taştan çifte hamam olarak yaptırılmıştır. Osmanlı Devri klasik hamamlarının özeliklerini taşıyan hamamda kadınlar ve erkekler için ayrı bölümler vardır. Halen hamam olarak hizmet vermektedir.

Kaynak: Sivas İl Kültür ve Turizm Müdürlüğü

Konak, Türk evlerinin özelliklerini taşımaktadır. Zemin kat; haremlik, depo ve kiler olarak kullanılmıştır. Konağın zemin kat temeli 1 m yüksekliğe kadar kesme taştan, kalan kısmı moloz taştan, 1 kat ise ahşap ve kerpiç malzemeden yapılmıştır. 1995 yılına kadar içinde insanların yaşadığı, Mihrali Bey Konağı, sahiplerinin İstanbul’a yerleşmesi sonucu kaderi ile baş başa kalmış; ancak 2004-2006 yılları arasında onarılarak, yeniden tarih severlerin ziyaretine açılmıştır.

Mihrali Bey, Gürcistan’da doğmuş, 1877 Osmanlı-Rus Harbinde büyük kahramanlık göstermiş ve daha sonra devlet tarafından maiyetiyle Sivas’a gönderilerek Ulaş’a yerleştirilmiş Kara Papak kökenli bir halk kahramanıdır. Bir süre Acıyurt’taki konağında kaldıktan sonra Hamidiye alayları içinde yer alan birliğiyle isyanları bastırmak üzere Yemen’e görevlendirilir ve orada şehit düşer. Meşhur “İndi m’ola Mihrali Bey Yemene” türküsü onun için söylenmiştir.

Kaynak: Sivas İl Kültür ve Turizm Müdürlüğü